On milyon yıl yaşıyla Avrupa’nın en eski gölü olan Ohrid Gölü muhteşem doğasıyla göz kamaştırmaktadır. Gölden çıkan balıklarının lezzetinin; çok eskilere Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayandığını söyleysek, abartmış olmayız.

Osmanlı padişahları, balık yemek istedikleri zaman, özel olarak bu göldeki balıkları Topkapı sarayına getirtip, bilhassa yanak kısımlarıdaki etleri yerlermiş. Şu saltanata, keyfe bakın. Atalarımız ağızlarının tadını iyi biliyorlarmış. Helal olsun onlara…
Yine bu gölden çıkan balıkların pullarından yapılan inciler; şu anda dünya inci piyasasında çok makbül olup, fiyatları Avrupa’nın Paris, Roma, Londra gibi pahalı şehirlerine ve uzak doğuya nazaran çok daha ucuzdur.

Dünyanın 1. eski gölü Rusya’daki Baykal gölü, 2. eski gölü ise Tanzanya’daki Tanganika gölüdür. 3.sıradaki Ohri gölü’nün derinliği ise 300 metre olup, suyu yüzerken bile içilecek derecede temizdir. 358 metrekarelik bu güzel gölü Makedonya ve Arnavutluk ülkeleri paylaşır. Ancak gölün büyük bir kısmı Makedonya sınırlarında kalmaktadır. Ohrid gölünün çevresinde 365 tane kilise bulunmaktadır. Bunların arasında en önemlisi Aziz Naum Manastırıdır.

Göl ile aynı adı taşıyan Ohrid şehri de çok güzel korunmuş olup, halen doğal güzelliğni muhafaza etmektedir. Unesco tarafından da bu küçük, ama güzel şehir koruma altına alınmıştır.
Şehirde bir çok tarihi eser bulunmaktadır. İstanbul’daki Ayasofya ile aynı adı taşıyan kilise çok güzel olup, turistlerin ziyaretine açık hale getirilmiştir.
