Gez Gör Yaz | Gezdim Gördüm Yazdım

Londra’da Gezilecek Yerler

Birleşik Krallık yani United Kingdom aslında Büyük Britanya ve Kuzey İrlandanın birleşiminden oluşan bölgenin adıdır. Büyük Britanya yani Great Britain ise İngiltere, İskoçya ve Galler’den oluşmaktadır. Asıl İngiltere yani England olarak anılan bölge ise Büyük Britanya adasının İskoçya ve Galler dışında kalan kısmıdır. İngiltere’nin başkenti olan Londra, dünyanın en çağdaş en görkemli tarihi kentlerinden biridir.

Londra Genel Görünüş

Kentte  dikkat çeken,gerçekten büyük turistik cazibe merkezleri vardır. Westminster’daki Parlamento Binası ve Big Ben, London Eye, görkemli kraliyet konutu olan Buckingham Sarayı,İngiliz Ulusal Müzesi, Ulusal Galeri, Bilim Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Victoria and Albert Müzesi, Londra kulesi, Tower Bridge, Trafalgar Meydanı ve buradaki 56 metrelik Amiral Nelson Heykeli, Soho bölgesi ve Çin mahallesi, St.Paul Katedrali, hareketli Covent Garden, Camden Town, Kensington’ ın ünlü müzeleri, Hyde Park, Kensington Park, St James Park’ ı ilk etapta görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Parlamento Binası

Parlamento Binası

Gezimize Parlamento Binasından başlayalım. Thames nehrinin batısında kalan, Hükümdarın Londra’daki ikametgahıdır. Başbakan’ da burada yaşar. Parlamento yasama görevini buradan yürütür.

Big Ben

Big Ben

Big Ben Ulusal zaman ayarını burada bildirir. Parlamento’nun sivri ve küçük kuleleri, Big Ben’in Thames nehrinden yükselen roket benzeri kulesi Londra’nın, hatta İngiltere’nin en çok fotoğrafı çekilen yeridir.
Big Ben dünyada 4 tarafında saat bulunan ikinci en büyük saat kulesidir. Aynı zamanda Big Ben Birleşik Krallığın en önemli simgelerinden biridir.

Londraya gitmişken burada fotoğraf çektirmeden sakın dönmeyin.

 London Eye

 London Eye

Buradan da yakın olması nedeniyle London Eye’ a doğru yönümüzü çeviriyoruz. 135 metre yükseklikteki bu dev çark’tan Londra’nın en güzel panoramik manzarasını görebilirsiniz. Dünyanın en yüksek gözetleme çarkıdır ve Londra’daki dördüncü en yüksek yapıdır. Açık bir günde tüm yönlerde Windsor Kalesine kadar 40 km görebilirsiniz.

London Eye

Özellikle geceleri üzerindeki ışıklandırmaları sayesinde oldukça etkileyici bir görünüşe sahiptir. Her gezi, çarkın tek bir yavaş dönüşü ile yapılır ve yaklaşık 30 dakika sürmektedir. Ayrıca bilet aldığınızda kazandığınız 5 boyutlu sinema bileti ile Londra üzerinde sanal bir tura çıkabilirsiniz. Fakat London Eye’a binmeyi planlıyorsanız uzun bir kuyruğu göze almayı unutmayın. Ek bilgi olarak London Eye’a binmeden önce çok sıkı bir güvenlik kontrolünden geçeceğinizden dolayı tripodlarınızı yanınıza almanıza izin vermeyeceklerdir.

Buckingham Sarayı

Buckingham Sarayı

Daha sonra kraliçenin resmi konutu olan Buckingham Sarayı’nı geziyoruz. Bugün gördüğümüz saray 603 odalı olup, 1920’lerin başında inşa edilmiştir. Hükümdarın Londra’daki resmi konutudur. Buradaki varlığı kraliyet sancağının gönderde kalmasıyla simgelenir.

Buckingham Sarayı

Cazibesini yitirmeyen bir olay da kırmızı ceketli, uzun siyah kürk başlıklarıyla muhafızların sarayın önünde tören adımıyla yürüdükleri nöbet değişimidir. Mayıs-Ağustos aylarında her gün sabah 11.30 da, Eylül-Nisan aylarında çift günlerde yapılmaktadır. Bu nedenle bu töreni izlemek için çok sayıda insan saray önünde toplanmaktadır.

Londra Kulesi – Tower of London

London Tower

Buradan da  uzaktan ortaçağ kalelerini andıran tarihi bir mekana gideceğiz.Yani Tower of London. Londra Kulesi, Londra’da Tower Bridge’in hemen yanında (ki zaten Tower Bridge adını bu kuleden almaktadır) bulunmaktadır ve Thames nehrinin de kuzey kısmında yer almaktadır.Kule; zamanında kraliyet sarayı olmakla beraber saray suçlularının tutulacağı ve idam merkezi,devlet hazinesi,hayvanat bahçesi ve gözlemevi gibi bir çok değişik amaçlar altında hizmet vermiştir. 1078 yılından o an başta olan Ingiliz kralı I. William tarafından verilen bir emir doğrultusunda halkın korunması ve şehri yabancı istilalardan korumak için yapılmıştır. Yapının mimarı Piskopos Rochester’dir. Kule şu anda eskiden de olduğu gibi özel polis memurları tarafından korunmaktadır.

Burayı da gezdikten sonra kalenin hemen karşısında bulunan ve en az Big Ben kadar Londra’nın simgesi olan bir köprüye gideceğiz.

Londra Kule Köprüsü – Tower Bridge

Tower Bridge

İnşaatı sekiz yıl süren ve 1894 de büyük bir törenle açılan bu muhteşem köprü, Londra kulesine yakın olduğu için Kule Köprü olarak adlandırılır. Baskül köprü türü köprülerin en ünlülerindendir. Köprü yüksek seviyeden iki yatay yürüyüş yolu ve ve aşağıdan bir araba yolu ile birbirine bağlanmış iki kuleden oluşur.

Tower Bridge

Thames nehri üzerindeki köprülerin en ünlüsü olup, Londra’ da en çok fotoğraf çekilen yerlerin başında gelmektedir. Günümüzde de Thames nehrindeki gemilerin geçişleri için günün belirli zamanlarında  açılan 118 yıllık bu köprü, mimarisi ve görünüşü ile cazibesi hala korumaktadır.

Saint Paul Katedrali

st paul

Saint Paul Katedrali, Londra’nın en önemli Katedralidir. İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan bir Anglikan katedrali ve Londra Piskoposu’nun merkezidir. Günümüzde hizmet veren katedral binasının inşa edilişi 17. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Yıkılıp yeniden yapılanlar sayılmazsa, bu katedral Londra’da bulunan beşinci Saint Paul Katedrali’dir. Bugün gerek yerli, gerek yabancı turistler tarafından, kentin en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir.

Londra Müzeleri

Ulusal Müze – British Museum

British Museum

Şimdi de yalnız Londra’nın değil, ülkenin de en önemli müzesi olan,Ulusal müzeye doğru ilerliyoruz. The British Museum, 56.600 metrekarelik alanıyla İngiltere’nin en büyük müzesidir.Müze binası üç katlı olarak düzenlenmiştir. Dünya’nın da büyük müzelerinden biri olan müze 1753 yılında kurulmuştur. Müze o dönemden günümüze kadar sürekli büyümekte ve halen dünyanın her köşesinden yedi milyon parçayı elinde bulundurmaktadır. Bu nedenle tüm koleksiyonu bir kerede görmek imkansızdır. En iyisi danışmadan bir kat planı alıp, seçim yapmaktır. Londra’daki bir çok müze gibi ücretsiz olup, pazar günleri kapalıdır.

British Muesum

Eğer bilime meraklıysanız, mutlaka Bilim Müzesini Ve Doğa Tarihi Müzesini gezmeniz gerekecektir. İsterseniz önce Bilim Müzesine gidelim.

Bilim Müzesi – Science Museum

Science Museum

Science Museum, Güney Kensington bölgesinde olan bu yedi katlı müze çeşitlilik olarak herkesin hoşlanabileceği bir ziyaret yeridir. Binden fazla interaktif sergi bulunur. Hristiyanlık  öncesi tıp teknolojisinden, en son bilgisayar, nükleer fizik ve mikrobiyoloji teknolojilerine kadar insanoğlunun uzun bir sürece yayılmış kırk konu alanı mevcuttur. Bu sergi de ücretsiz olup, isteyen ziyaretçiler bağış yapabilmektedirler.

Doğa Tarihi Müzesi – Natural History Museum

Doğa Tarihi Müzesi

Şimdi de Doğa Tarihi Müzesine doğru yol alıyoruz. Natural History Museum, Güney Kensington bölgesinde olan bu müze, Katedrale benzeyen, Fransız Romanesk tarzındaki müthiş mimarisiyle daha ilk girişte insanı etkiler. Dövme demir ve oyma taş Victoria tarzı yapının içindeki bu müze en çağdaş sergilere ev sahipliği yapmaktadır. Bununla birlikte girişteki dev dinozor iskeleti; en büyük kalabalıkların dikkati çeken bir bölüm olup, çoğunlukla ziyaretçilerin en çok fotoğraf çektirdiği yerdir. Bu müze de ücretsiz gezilebilmektedir.

Ulusal Galeri – National Gallery

National Gallery

Hazır müzeleri dolaşmaya çıkmışken Ulusal Galeri’ye uğramadan olmaz elbette. National Gallery, Trafalgar Meydanına bakan muhteşem sütunlu girişiyle Londra’nın en önemli sanat galerisidir. Dört kanatlı planı olup, kullanımı kolaylaştırır. Her bölüm farklı yıllara ait eserleri barındırır. Ziyaretinizi verimli kılmak istiyorsanız, mesela 30 kadar ressamı veya eseri seçip, galeri planını ve kataloğunu incelemeye ayırın. Böylece zamanınızı iyi kullanmış olursunuz. Yine pazar günleri kapalı olup, bu muhteşem galeriyi ücretsiz gezebilirsiniz. Gördüğüm diğer Avrupa şehirlerinden bu konuda ayrılan ve beni en çok etkileyen Londra’daki müzelerin, bir çok galerinin ücretsiz olmasıydı. Müthiş bir şey bence…

Trafalgar Meydanı

Trafalgar

Yine Ulusal Galeri’yi gezdikten sonra, karşımıza muhteşem heybetiyle bir meydan çıkacaktır. İşte burası Londra’nın simgesi sayılan Trafalgar Meydanıdır. Trafalgar Meydanı, Londra’nın merkezinde, National Art Gallery’nin ana giriş kapısının baktığı önemli meydandır. Adını, Amiral Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanmasının Fransız ve İspanyol donanmalarını yendiği Trafalgar Savaşı’ndan alır. İlk adı IV. William meydanıydı. Bugünkü adı George Ledwell Taylor tarafından önerildi. Meydanda 56 metrelik Amiral Nelson anıtı bulunmaktadır. Meydanın bugünkü son haline ulaşması ise 1845 yılında İngiliz mimar Charles Barry’nin yaptığı çalışmaların sonucu oldu.

Londra Parkları

Artık Londra’nın bir başka simgesi olan parklara gitme vakti geldi.Şehir içinde bu kadar gezdikten sonra temiz bir hava almayı hakkettik sanırım.

St. James Parkı

Önce St.James Parkı’nı gezelim. Londra’daki sekiz Kraliyet parkından biri olan bu park,kaz ve pelikanlarla dolu bir göle sahip olup, aralarında 101 Dalmaçyalı’nın da bulunduğu bir çok filme ev sahipliği yapmıştır. 23  hektarlık bir alanı kapsar. Green Park ve Buckingham Sarayına yakındır.

Kensington Bahçeleri – Kensington Gardens

Kensington

Buradan da Kensington Bahçelerini gezmeye devam ediyoruz. Kensington Gardens: Kensington Bahçeleri olarak da anılan bu park, Hyde Park ile birlikte 350 hektarlık bir alanı ortaklaşa paylaşırlar. Parkın batısında ise Kensington Sarayı bulunmaktadır.

Park gezilerimizin en güzelini ve ünlüsünü sona sakladık.Çünkü Londra denince akla gelen ilk park burasıdır.

Hyde Park

Hyde Park

Londra’daki sekiz tane Kraliyet Parkları bulunmaktadır. Hyde Park ‘da bunların içindeki 350 hektarlık alanı ile Londra’nın merkezindeki en büyük parktır. Park da yaz konserlerine ve çeşitli etkinliklere içinde ve çevresinde yer verilmektedir. Parkın güneyince Prens Albert adına Kraliçe Victoria tarafından yapılmış bir anıt vardır. Ayrıca karşılında Royal Albert Hall yer almaktadır. Park içerisinde Kensington Sarayı ve kuzey girişinde Marble Arch bulunmaktadır.

Marble Arch

Marble Arch başlangıçta Buckingham Sarayına görkemli bir kapı olarak yapılmıştır ama daha sonra şimdi bulunduğu yere taşınmıştır. Speakers köşesi düşünce özgürlüğü ve açık tartışma için bir buluşma yeridir. Parka giriş için herhangi bir ücret alınmamaktadır.

Yapmadan dönmeyin

Londra Telefon KulübesiWestminster’daki Parlamento Binası ve Big Ben’i görmeden, London Eye,’ a çıkıp, tüm Times nehri ve Londra’yı panoramik olarak görmeden, Buckingham Sarayı, İngiliz Ulusal Müzesi, Ulusal Galeri, Bilim Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Victoria and Albert Müzesi, Londra kulesi, Tower Bridge, Trafalgar Meydanı ve buradaki 56 metrelik Amiral Nelson Heykeli, Soho bölgesi ve Çin mahallesi, St.Paul Katedrali, hareketli Covent Garden, Kensington’ ın ünlü müzeleri, Hyde Park, Kensington Park, St James Park’ı gezmeden, Pubları ile ünlü olan Leadenhall Market’ti görmeden, ünlü telefon kulübeleri önünde fotoğraf çektirmeden dönmeyin.

Bir sonraki yazımızda başka yerde buluşmak ümidiyle,hoşçakalın,gezekalın diyorum.

Londra İle İlgili Diğer Yazılar

Londra ile ilgili diğer yazılara göz atmayı unutmayın.

Londra’da Ne Yenir Ne İçilir

Londra’da Alışveriş

Londra’da Ulaşım