
750 metrelik sarp bir tepe üzerine kurulmuş bu ilginç kent tarihi bir geçmişe sahiptir. Araba ile de çıkma imkanı olan bu antik şehre biz aracımızı sahildeki otoparka bırakıp teleferik ile çıktık. Böylece muhteşem manzaranın tadına daha çok varmış olduk.

Tarihi kapıdan girdikten sonra muhteşem döşenmiş sokak döşemesi bizi çok etkiledi, şehirde sanki zaman donmuş gibiydi.

Küçük ölçekteki iki katlı küçük evler, ara sokakta aniden karşımıza çıkan küçük kiliseleri ile adeta zamanda yolculuk yaptık.

Monastero e Chiesa di S. Carlo Kilisesi ,St. Peter Kilisesi, Torretta Pepoli kalesi de muhteşemdi, yine Cordici Müzesi aynı şekilde görülmeye değerdi.

Kale içi çevresinde 27 tane tarihi binaya sahip olan bu güzel antik kentte zamanımız elverdiğince gezmeye çalıştık. Yine dik yokuşlarda gezmekten yorulunca, tarihi binanının dokusunu bozmadan alt katını pastaneye çevrilen bu şirin yerde mola verdik ve geleneksel tatlılarından tattık.

Tekrar ara sokaklarda gezmeye devam ederek Erice turumuzu tamamladık ve yine teleferikle arabamızın olduğu otoparka geldik bu kez de hedefimizde Tripani vardı.
